Asım
usta 1960
yılında, ilk olarak mezbahanede çalışmaya başladı, Beş yıl
çalıştıktan sonra kendi işini kurdu ve bağırsak alım
satım işine başladı, Bu işi de yaklaşık on yıl kadar
sürdürdü ve sonunda seyyar olarak kokoreç satmaya başlayarak
şu anki kariyerinin temellerini çok mütevazi bir
şekilde attı, 1975 yılında KOKOREÇÇİ ASIM USTA
olarak izmir' de isim yapmayı
başardı, daha sonra kendi işletmesini
açarak bu günkü haklı ününe ve
kariyerine ulaştı.
Hakkımızda
yazdığı köşe yazısıyla
bizi onurlandıran
Nihat DEMİRKOL'un makalesini sizlerle
paylaşmak istedik.
Benim
Gözlüğümden / Nihat Demirkol / Milliyet EgeExpo ve Asım
Usta
Kendine ''miskin'' diyen Türkmen Kocası, bir
ilâhisinin sonunu şöyle getirir: ''Behey Yunus
sana söyleme derler/Ya ben öleyim mi
söylemeyince '' Teşbihte hata olmazmış; ''gel de
yazma...'' diye iç geçirdiğimiz bir haftanın ardından, ufak
tefek fikredelim istedim...
* * *
Takvimin yaprakları azaldıkça, EXPO koşusunun
kilometreleri de tükeniyor. Delege dostlarımızı
yine birkaç gün ağırladık Ege' de.
İzmir'in orta yeri
sinema değil belki ama, Hilton' da
konakladıkları için tam karşısındaki mezbeleye (tabir
caizse) don giydirmişler. Birkaç yerde daha varmış; ben
görmedim, dostlar yetiştirdiler.
Kim düşündüyse aklına sağlık. Mecburiyet
neler yaptırıyor insana
demek ki... ''Estetik bir kaçamak ! Ama
adı üstünde kaçamak.'' Gözden
uzak olan, her zaman gönülden de
uzak olamıyor. Sanki 20. kattan, odasının
penceresinden aşağıdaki rezilliği
görmeyecekmiş gibi... Haydi ondan da
geçtim. Bu aslında ne demektir bilir
misiniz ? '' Onlar delege, kaderimiz iki
dudaklarının arasında, bizim için önemli
onlar, onları ciddiye alıyoruz...'' Ama
aynı tablonun İzmir' linin on beş
senedir göz zevkini acıtıyor
olması kimsenin umurunda
değil ! İşte İzmir alamazsa EXPO' yu, bu
fırsat, ''sığ çalımlar ve günü
kurtarma merakımız'' yüzünden kaçırılmış olacak.
* * *
Bir de soruyu tersinden sorsak. ''Gezdiğiniz
gördüğünüz yerler sizin olsun, yediğiniz
içtiğinizi anlatın sevgili delegeler...'' Muhtemelen, çok
iyi ağırlandıklarından, zengin kahvaltı büfelerinden,
kocaman otellerimizin maharetli şeflerinden bahsedecekler.
Ne yazık ki içlerinden bir tanesi bile, ''Çamdibi' nde
Kokoreççi Asım Usta'ya gittik. Cihan vardı tezgâhın
başında, kalabalık olduğumuz için epeyce bekledik. Eyüp
kimseye bozdurmadı sırayı, kimyon ve pul biberle yeniyormuş;
Oh my God , tarifsiz bir damak zevki, yarım ekmekten
sonra çeyrek de ilâve isteyenler oldu.
Yanında ayran, hele şalgam
suyu, müthiş bir mutfağınız
var... '' diyemeyecek. Yereli
ıskalama geleneğimiz, yine küreselleşmeyi
yelpazeleyecek. Götürsenize misafirleri sadece
seçimlerde karargâh kurduğunuz mahalleye. Hayatlarında
koklamadıları bir lezzetle tanıştırsanıza adamları.
Bize ait bir ''marka''yı neden vitrinle miyorsunuz ?
Otantikse otantik, temizlikse temizlik, hijyense hijyen
hepsi orada var. Madem ki ana tema sağlık; ''AB
standartlarına takılır mı acaba ?'' diye tefrika
ettiğiniz kokoreçin, ustasının elinde
bir sembol, hattâ efsane olabildiğini duyursanıza
cümle âleme... Asım Usta' nın
''başarı öyküsü''yle büyülesenize
insanları. Memleketlerinde anlatabilecekleri bir
fotoğraf albümü sokuştursanıza
hayalhânelerine. Olmaz! Biz büyük
düşünmeye çalışıyoruz çünkü. Veya
büyük düşündüğümüzü sanıyoruz. Biz büyük
ülkelerin başkentlerine, lisan bilmeyen
delegelerle tekrar tekrar çöreklenirken, İtalyanlar eşit oy
hakkına sahip küçük ülkeleri tespih tanesi gibi diziyorlar,
kendi ''propaganda ipleri''ne... Ama bir kenara
not edin; EXPO' yu kazandıracak yerel büyü, don
giydirilmiş harabeler değildir. Asım Usta gibi
''işini iyi yapmaktan başka iddiası
olmayanlar'' ın heyecanları kazandırır bu
maçı.
* * *
Şeytan diyor ki, ''Gir Asım Usta ile kolkola, çevir
işi uluslararası bir lezzet zincirine. Şân
olsun diye ilk yurtdışı tezgâhı da Milano' da aç...'' O
kadar büyüdükten sonra, nasıl olsa
bir yabancı firma gelir satın alır bizi. O
zaman haber yapmayın da göreyim sizi! İşte
buraya yazıyorum: EXPO İzmir'e gelirse sahibi
çok olur; ''kim aldı'' ya gider malûm. Herkes
sahiplenecek, ''benim sayemde oldu'' diye kıracak birbirini.
Ya Milano alırsa ? O zaman benden çekeceğiniz var.
Sekiz sütuna manşet misali dile düşüreceğim hepinizi:
''Götürmediniz Asım Usta'ya, tadına baktırmadınız kokorecin,
bütün vebâl sizdedir...'' diyeceğim.